Gözlerini kapa
Tam karşıdadır
Karanlıkta
Cesur esmerliği yüzümünHayal
kursan da fark etmez
Gözlerime baksan da
Hasret iki uçludur
Öteki uçtayım ben sürekli
Sessiz gizli sevdayı
Görme eyleminde mi tartıyorsun
Gören ile görüleni bir tutan terazide
Ateş mi ölçü birimlerin de
Kağıta yüzümü çizmek mi tek derdin
Ten ölür gözönünde tutsan da
Tutmasan da al canımı helal olsun sana
Ayrılık olmasın yeter ki
Sakın beni gözünden bile
Sesinle sar şarkılarla üşütme
Sar sarmala erit yiteyim yüreğinde
Sakla izlerimi süpür bilinç altına anıları da
Teninin kokusuna mı hasret denir
Canın sıcaklığına mı
Kalbin titrerse fark ederim hemen
Nefesini tutsan da tutmasan da
Şehvet bahar taşkınıdır
Gençliğin hayal yatağından
Ulaşır boz
Bulanık çağrısı bedenin
Kitabı dişlerinle parçala
Savrulsun elinden karanlık sayfalar
Dağılsın peşim sıra
Uzaklara saçılsın kelimeler
Ayrılık meydanı değil mi
Karanlık koca bir yalnızlık
Bu kara sevdada
Müebbede mi mahkum olur iki can
Kavuşabilir mi sence
Bu iki uçurumdan tabutla
Mezara akan iki yarım gençlik
Parlak ten rengi zamanın
Yan yana iki göz müyüz yoksa
Aynı yüzünde hayatın
Işıkları sönmüş
İki yıldız kararmış korkudan
Bir dizede ateşli kelimeler miyiz
hala...
Okunaksız alın yazısında
Neden parmaklardan bağlıyız böyle pamuk ipliğiyle de olsa
Bir çift söz müyüz ufka asılı
Sevdayı biz bile bilmiyoruz şikayet
ediyoruz
Yer gök inliyor feryat figandan
Ne önemi var sürgünün ayrılığın
Kalpler buluştuktan sonra
El ele tutuşabilir
Heyecanlı kelimelerimiz aldırmadan eleştirilere
Tutuşmayabilir de utanarak örtündüğü karanlıktan
Üstündeki kirli anlamlardan
Göz göze bakabilir de iki ayrı kafeste
Bakmayabilir de iki yaralı kuş
Buluşamamak değil midir sevda
Soğumuş küllerinde arzunun |