|
Mühendis getirdik
Kayseri nin bir köyünde imece yöntemiyle yol yapılıyor. Bunun için de
eşekten yararlanılıyor.Eşek hangi yolu izlerse, orası genişletip araba
yoluna dönüştürülüyor. Köye gelen Amerikalı Barış Gönüllüsü, ne olup
bittiğini kavrayamadığı için sorar :
-Ne yapıyorsunuz böyle?
-Yol yapıyoruz.
-Bu eşşek ne için?
-O, yolun mühendisi. Yola uygun geçişi o gösterir.
Barış Gönüllüsü katıla katıla güler :
-Ya eşek bulamasaydınız?
-İşte o zaman Amerika dan mühendis getirirdik
KAÇ KİŞİ
Bir matematikci, bir biyolog, ve bir fizikci sokak kahvesinde
oturmuslar yolun karsi tarafinda ki binaya girip cikanlari
gozluyorlarmis.
Once binaya iki kisinin girdigini gormusler. Bir sure gecmis uc
kisinin binadan ciktigini gormusler. Fizikci :
- ' Ölcme hassas degildi'
Biyolog :
- ' Üremislerdir'
Matematikci :
- ' Simdi iceri bir kisi daha girerse bina tam olarak bos olacaktir.'
MATEMATİKÇİ
Yeni evli bir çift balaylarında Ürgüp-Göreme bölgesinde geziye çıkmaya
karar verirler. Yeraltı şehirlerini gezerlerken birden önlerine bir
yol ayrımı çıkar ve duvarlarda artık çıkış yönünü gösteren okların
olmadığını fark ederler. Genç adam telaş içinde bağırmaya başlar:
``YARDIM EDIN KIMSE YOK MU?'
Bir süre adamın kendi sesinin yankısından başka bir ses duymazlar.
10-15 dakika sonra duydukları değişik bir ses şöyle demektedir:
``Merhabaaa! KAYBOLDUNUZ!'
Morali daha da bozulan adam çaresizlik içinde tepinmeye başlar. Genç
kadın ise gayet sakin omuz silker ve:
``bu sesin sahibi mutlaka bir matematikçidir' der.
Kadının sakinliği üzerine canı daha da sıkılan adam :
``Hadi canım sen de! Nereden çıkardın bunu?' diye sorar. Kadın:
``Üç nedenim var' der ve sayar:
``Bir, yanıtın gelmesi gereğinden uzun sürdü.
Iki, yanıtı doğru; kaybolduk.
Üç, bu yanıtın kimseye bir yararı yok!'
KONSERVE
Bilgin Çokbilgiç çılgın deneyi için biri mühendis, biri fizikçi ve
biri matematikçi üç meslektaşını kaçırır. Her birini ayrı bir hücreye
hapseder. Her hücrede kibrit, su ve konserve yiyecekler vardır, fakat
konserve açacağı yoktur. Bir ay sonra deneyinin sonucunu öğrenmek için
meslektaşlarını ziyaret ettiğinde, mühendisin hücresini boş bulur.
Mühendis gizlice hücreye soktuğu ``Swiss-Army' çakısı ile konserve
kutularından aliminyum kırıntıları kazımış. Daha sonra bunları
kibritlerin uç kısımlarındaki ecza ile karıştırarak yaptığı patlayıcı
ile hücre duvarını havaya uçurmuş ve böylece kaçmayı başarmıştır.
Çokbilgiç 2. hücreye baktığında ise, fizikçiyi neşe içinde konserve
bamya yerken bulur. Konservelerin belli bir açı ile duvara
atıldıklarında açıldıklarını keşfeden fızıkçi hem iyi bir hentbolcu
olmuş, hemde yeni bir Quantum Teorisi geliştirmiştir. Son hücreye
baktığında, Çokbilgiç hücrenin bir köşesinde matematikçi dostunun
cansız bedenini görür. Duvarlardan birinde ise şöyle yazmaktadır:
TEOREM:KONSERVELERİ AÇAMAZSAM ÖLECEĞİM.
İSPAT:FARZEDELİM Kİ BEN ÖLDÜM.
2 KERE 2
Dünyanın en büyük zekalarının oluşturduğu bir topluluğa şu soru
sorulur:
``2*2 nedir?'
Mühendis iyice eskimiş sürgülü hesap cetvelini çıkarır, şöyle bir
sallar ve sonuçta:
``3.99' diye ilan eder.
Fizikçi teknik notlarını karıştırır, problemi bilgisayarında kurar ve:
``yanıt 3.98 ile 4.02 arasındadır' der.
Matematikçi dünyadan uzak, bir süre huşu içinde düşüncelere dalar,
sonra da:
``yanıtın ne olduğunu bilmiyorum ama bir yanıtın varlığını kesinlikle
söyleyebilirim' der.
Filozof:
``Evet ama, 2*2 ile ne demek istiyorsunuz?'
Mantıkçı:
``Lütfen 2*2'yi daha detaylı tanımlayınız.'
Muhasebeci, bütün kapı ve pencereleri kapatıp, dikkatlice çevresini
kolaçan ettikten sonra:
'SİZ yanıtın ne olmasini isterdiniz?' diye sorar.
SANDIKLARIN SAYISI
Bir matematik dersi sırasında okutman aniden duraksayıp önündeki
masaya bir süre dikkatle bakar. Sonra öğrencilerine dönüp 6 küme kağıt
getirdiğini sandığını fakat ne şekilde sayarsa saysın masada sadece 5
küme olduğunu söyler. Bir süre daha sessiz kalıp sonra da şu hikayeyi
anlatır:
'``Gençken Polonya'da büyük matematikçi Waclaw Sierpinski ile
tanışmıştım. O zamanlarda bile oldukça yaşlı ve unutkandı. Bir
seferinde herhangi bir nedenle yeni bir eve taşınmaları gerekmişti.
Karısı matematikçinin hafızasına fazla güvenmedıgı ıçın, bütün
eşyaları ile birlikte sokağa çıktıklarında şöyle demiş:
- Şimdi ben taksi çağırmaya gideceğim, bbu arada sen de 10
sandığımızın başında bekle.Karısı gitmiş ve matematikçiyi hafifçe
dalmış, kendi kendine mırıldanır halde bırakmış. Birkaç dakika sonra
karısı taksiyle birlikte döndüğünde, Bay Sierpinski (belki de gözünde
küçük bir pırıldamayla) demiş ki:
- On sandığımız olduğunu söylemıştın amaa ben sadece 9 tane saydım.
- Hayır, ON tane var!
- Hayır, say bak: 0,1,2,...
UNUTKANLIK
Bir bilim adaminin deney raporlarindan:
1. gun : Fare uzun sure labirentin icinde dolandi ama peyniri bulamadi.
Icguduleri zayif.
3. gun : Negatif. Sadece labirenti degil, odanin hemen her yerini
aradi; tum dolaplari, cekmeceleri, kavanozlari karistirdi. Hatta bir
tablonun arkasina ve ceplerime bile bakti. Bu fare tam bir salak.
7. gun : En ufak bir ilerleme yok. Artik arama istegini bile kaybetti,
telefonla kosedeki bufeden iki karisik tost, bir ayran istemis.
Zekadan boylesine yoksun olusu deneylerimde yol almami onluyor.
18. gun : Zamanla becerilerini gelistirmesi lazimdi,ama sifir!
Bursa'dan aradi, 'kaygilanmamami, peyniri bulacagini' soyledi. Ona
gittikce peynirden uzaklastigini anlatmaya calistim, ama dinlemedi.
Ciddi zeka problemi!
74. gun : Umutsuzluga kapiliyorum; fare, henuz bir zeka belirtisi
gosteremedi. En son Tibet'ten aradi, hayatin anlami gibisinden birsey
buldugunu soyledi. Ama peyniri bulamamis ve artik umrunda da degilmis.
Aptal hayvan! Hayallerimden ve kariyerimden geriye kuflu peynirler
kaldi.
93. GUN : LABIRENTIN ICINE KOYMAYI UNUTTUGUM ICIN FARENIN PEYNIRI
BULAMADIGINI FARKETTIM.
SOBA
Bir gün bir jeoloji mühendisi, bir mimar ve birde fizikçi bir köyde
IQ'sü çok yüksek olan ve kücük bir köyde yaşayan bir adamın yanına onu
tanımak için gidiyorlar.Eve vardıklarında adamın karısı onları
karşılıyor çay ıkram etdikten sonra kocasının bir işi olduğunu ve
hemen gelecegini söylüyor.
Bu üçlü adamı beklerken evdeki sobanın çok qarip bi şekilde eyimli ve
yerden yaklaşık 40-45cm yüksekte olduğunu fark ediyorlar ve çeşitli
yorumlar yapıyorlar.
Fizıkçi:
- Bence soba bu şekilde iken evdeki hava akımlarını dıkkate alırsak
daha fazle ısıtır. Mimar:
-Bu soba evin mimarisine göre yapılmıştır. Jeoloq:
- Bu bölgenin jeotermal ve coğrafi konumundan dolayı böyledir. Bunlar
bu konuyu tartışıken adam gelıyor.ve tartışmaya son noktayı koyuyor.
-BORU YETMEDI.
EVLİLİK
Adam karisi ile birlikte doktora muayene olmaya gider. Muayene biter
ve doktor odasindan cikarak kadinin yanina gelir ve:
-'Kocanizin olmemesini istiyorsaniz su kagida yazdiklarimi
uygulayacaksiniz' der.
1-Sabahlari guler yuzle guzel bir kahvalti hazirlayinve ise mutlu
gitmesini saglayin.
2-Ogleleri eve geldiginde guler yuzle karsilayin ve guzel bir ogle
yemegi ile takdir edildigini hissettirin, boylece gunun geri kalan
kismini da iyi gecirmesine yardim edin.
3-Aksamlari eve geldiginde yemek ozellikle guzel olmali. Eve gelince
eline bir kadeh icki verin dinlenmesini saglayin.
4-Haftada en az uc kere birlikte olun, eger isterse daha fazla
birlikte olun.Ve tamamiyla tatmin oldugundan emin olun.'Eger bu
dediklerimi harfiyyen uygularsaniz kocanizin saglik yonunden hicbir
problemi olmayacak' der doktor. Eve geldiklerinde adam karisina sorar,
-'Ne dedi doktor sana?
Kadin cevaplar:
ÖLECEKMİŞSİN !!
NOSTRADAMUS
Nostradamus adındaki biradam geleceği ve kainattı görür. İlk önceleri
korkar ama sonra alışır. Ona deliderler ama onlar gerçektir. O, 1 ci 2
ci dünya savaş larını görür atom bombalarını doğanın yok oluşunu
herşeyi ama herşeyi görür yani kısaca (0,500 yıl önce bugünü ve yarını
gördü... o gün o,na deli dediler ... bugün ise söydiklerini
değerlendirmek bize düşüyor...
SAĞIR
BİR BİLİM ADAMI ÇEKİRGELER ÜZERİNDE ARAŞTIRMA YAPIYORMUŞ ÇEKİRGENİN
1'İNCİ AYAĞINI KOPARMIŞ.
ÇEKİRGEYE ZIPLA DEMİŞ. ÇEKİRGE ZIPLAMIŞ.
RAPORUNDA ÇEKİRGENİN 1'İNCİ AYAĞINI KOPARDIM.
ÇEKİRGEYE ZIPLA DEDİM ÇEKİRGE ZIPLADI DİYE YAZMIŞ.
ÇEKİRGENİN 2 VE 3'ÜNCÜ AYAĞINI KOPARMIŞ. ÇEKİRGEYE ZIPLA DEMİŞ ÇEKİRGE
YİNE ZIPLAMIŞ.
RAPORUNDA ÇEKİRGENİN 2 VE 3'ÜNCÜ AYAĞINI KOPARDIM.
ÇEKİRGE YİNE ZIPLADI.DİYE YAZMIŞ.
BİLİM ADAMI ÇEKİRGENİN 4'ÜNCÜ AYAGINI KOPARMIŞ. ÇEKİRGEYE ZIPLA DEMİŞ
ÇEKİRGE ZIPLAMAMIIIŞ.
RAPORUNDA ÇEKİRGENİN 4'ÜNCÜ AYAĞINI KOPARDIM.
ÇEKİRGEYE ZIPLA DEDİM.
SONUÇ:
ÇEKİRGE SAĞIR OLDU.
TEMEL
Bir gün bütün ülkelerin bilim adamlarının davet edildiği bir uzay
konferansı için Türkiyeden de bir bilim adamının da yollanması için
davetiye gönderilmiş. Düşünmüşler düşünmüşler kimi yollayalalım diye
en sonunda Temeli göndermeye karar vermişler. Temel konferansa gitmiş
. Konferans başlamış Rus bilimadamı hemen ilk uzaya biz gittik diye
böbürlenmiş, Amerikalı bilim adamı aya ilk ayak basan biziz diye
böbürlenmiş sırayla tüm ülkelerin bilim adamları konuşmuş, bir ara
Amerikalı bilim adamı Temele dönmüş siz ne yaptınız ne çalışmalarınız
var diye sormuş, salonda derin bir sessizlik olmuş ve bütün başlar
Temele çevrilmiş Temel şöyle bir etrafına bakmış ayağa kalmış ve
göğsünü kabartarak Biz Güneşe gidecağüz demiş. Birden bir uğultu ve
kıpırdanmalar başlamış ve hemen Rus sormuş ama mümkün değil henüz
güneşe erimeden ulaşacak bir uzaygemisi yapılmadı demiş. Temel yine
göğsünü kabartarak biz onu da düşündük akşam serinluğunda gidecağuz
demiş.
KONSERVE
Bir fizikçi bir kimyacı ve bir matematikçi çölde kaybolmuşlar.
Yanlarında sadece 1 kutu konserveleri varmış ama konserveyi açabilecek
herhangibir aletleri yokmuş. Diğerleri Fizikçiye 'hadi bakalım fizik
bilgini kullan ve aç konserveyi' demişler. Fizikçi uğraşmış ama
açamamış ve Kimyacıya vermiş. Alda sen aç kimya bilginle demiş.
Kimyacı uğraşmış uğraşmış açamamış. Sonra konserveyi matetatikçiye
vermişler 'sıra sende' demişler. Matematikçi konserve kutusuna bakmış
bakmşş ve demişki: 'VARSAYALIM AÇIK...'
TEZ DANIŞMANI
Bay Tilki bir gün ormanda dolaşırken Bay Tavşan'a rastladı. Bay Tavşan
bir şeyler yazmakla meşguldü.
- Kolay gelsin, Bay Tavşan. Ne yazıyorsuunuz?
- Doktora tezimin 1. bölümünü yazıyorum..
- 1. bölümde teziniz ne?
- Tavşanlar tilkileri nasıl parçalar? - Yapmayın! Bu hiç de doğru
değil. Bu biir bilim adamına yakışmayacak ciddiyetsizlik. Teziniz
kökten yanlış.
- Yaa..! Öyle mi? dedi Bay Tavşan, 'Pekii, gel de deneysel kanıtı gör
öyleyse.'
Bay Tavşan önde Bay Tilki arkada çalılığın arkasına doğru ilerlediler.
Bir süre sonra Bay Tavşan yüzünde gülümsemeyle çalılıktan çıkıp geldi
ve yerine oturarak yazmaya devam etti.
Bir zaman geçti. Bay Kurt'un yolu Bay Tavşan'ın bulunduğu yere düştü.
Bay Kurt sordu:
- Kolay gelsin, Bay Tavşan. Ne yazıyorsuunuz?
- Doktora tezimin 2. bölümünü yazıyorum..
- 2. bölümde teziniz ne?
- Tavşanlar kurtları nasıl parçalar? - Yapmayın! Bu doğru değil. Bu
bir bilimm adamına yakışmayacak ciddiyetsizlik. Teziniz kökten yanlış.
- Yaa..! dedi Bay Tavşan,'Gel de sana deeneysel kanıt göstereyim.'
Bay Tavşan öönde Bay Kurt arkada çalılığın arkasına doğru ilerlediler.
Bir süre sonra Bay Tavşan yüzünde gülümsemeyle çalılıktan çıkıp geldi
ve yerine oturarak yazmaya devam etti.
Biz de neler olduğunu merak ettik, tabii. Çalılığın arkasına dolanıp
baktık ki Majesteleri Aslan, Ormanın Kralı, haşmetle oturuyor ve
etrafında parçalanmış kurt ve tilki.
Kıssadan Hisse:
Tezinizin ne olduğu hiç önemli değildir; önemli olan tez
danışmanınızın kim olduğudur.
ARABA
Bir hafta sonu, bir makine mühendisi, bir elektronik mühendisi ve bir
bilgisayar mühendisi üç arkadaş arabayla, dağ evine pikniğe gitmek
isterler. Giderlerken ıssız bir yerde arabaları bozulur. Hepsi de
bunun nedeni hakkında kendi meslekii tecrübelerini de katarak yorum
yapmaya başlarlar.
Makine mühendisi:
-Bunun mutlaka mekanik bir arızası vardıır. der.
Elektronik mühendisi:
- Yok yok bunun ateşlemesinde bir problem var, bujilerini
temizleyelim. der.
Bilgisayar mühendisi ise şöyle konuşur:
-Çıkıp bidaha girelim belki düzelir !!!
SARIŞIN-GARSON VE İNTEGRAL
İki erkek matemetikçi bir bara gider. Birincisi ikincisine ortalama bir
kişinin matematik hakkında çok az şey bildiğini söyler.
İkincisi buna katılmaz ve bir çok insanın yeterli miktarda matematikle
başa çıkabileceğini iddia eder.
Birinci matematikçi tuvalete gider. Onun yokluğunda ikinci matematikçi
garson kızı çağırır.
Ona bir kaç dakika sonra arkadaşı döndügünde kendisini tekrar çağıracağını
ve bir soru soracağını söyler.
Bütün yapacağı ``iks küp bölü üç' diye yanıt vermektir.
Kız tekrarlar:- `eks küp... ne?
' Matematikçi düzeltir `iks küp bölü üç'
Kız:- `Eks küp bölü üç?
-' Evet der matematikçi.
Kız tamam deyip, kendi kendine mırıldanarak uzaklaşır, -`iks küp bölü üç,
iks küp...'
Birinci matematikçi döner ve ikincisi kendi görüşünün doğruluğunu
kanıtlamak için iddiaya girmelerini teklif eder.
Sarışın garson kıza bir integral soracağını söyler, birincisi gülerek
kabul eder.
İkinci adam garson kızı çağırır ve sorar
- `x karenin integrali nedir?'
Garson kız yanıtlar
-`x küp bölü üç',
uzaklaşırken de ekler
- `artı bir sabit sayı'!
MATEMATİKÇİNİN METRESİ
Bir doktor, bir avukat ve bir matematikçi bir metres ya da bir eş
edinmenin iyi ve kötü yanlarını tartışıyorlardı. Avukat der ki:
-Kesinlikle metres daha iyidir. Eğer bir karınız varsa ve boşanmak
isterse, bir sürü yasal problem çıkar.
Doktor der:
- Bir karınızın olması daha iyidir çünkü eş bir tür güven duygusu verir ve
stress düzeyinizi düşürür, bu da sağlığınız için yararlıdır.'
Matematikçi der;
- İkiniz de yanılıyorsunuz. Hem metresiniz hem de karınız olmalı ki
karınız metresinizle ve metresiniz karınızla olduğunuzu düşündüğünde siz
rahat rahat matematik çalışıyor olabilesiniz.
PROFESÖR
Adamın biri balona binmiş ve uçarken yolunu kaybedip bilmediği bir yerde
bir çayıra doğru sürüklenmiş. Balonun aşağıda çok yaklaştığı bir sırada
aşağıda birini görmüş ve sormuş:
- Kayboldum, nerede olduğu söyleyebilir misiniz?
- Bir çayırın üzerinde uçmakta olan bir balonun içinde şu kadar
yüksektesin!
Balondaki şahıs bu cevap üzerine:
- Siz profesör olmalısınız.
- Evet, nereden anladınız?
- Söylediğiniz herşey %100 doğru fakat vverdiğiniz bilgiler hiç bir işe
yaramıyor.
Bunun üzerine aşağıdaki adam, yukarıya seslenir:
- Siz de işadamı olmalısınız.
- Evet, siz bunu nereden anladınız?
- Birincisi, kim olduğunuzu, nereden gelldiğinizi, nereye gitmek
istediğinizi, amacınızı bilmiyorum ve tamamen kaybolmuş durumdasınız, buna
rağmen size yardımcı olmamı bekliyorsunuz. İkinci olarak da, benimle
karşılaşmadan önce hangi durum ve pozisyonda idiyseniz şimdi de aynı
yerdesiniz buna rağmen beni suçluyorsunuz.
|